Kanaatimce..

Anasayfa Fıkralar Öyküler
Milletvekiline dersler

 

Milletvekiline dersler

 

 Ahmet BATTAL

 

Yeniasya Gazetesi - 02.04.2016

 

 

AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk Anayasa Mahkemesi’nin bir ay önce Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuksuz yargılanmalarını sağlayan kararı hakkında konuşurken şunları söylemişti:

“Anayasa Mahkemesi kaldırılmalıdır. Atanmışlar üzerinden meclisin üzerinde yargı vesayeti oluşturulamaz, oluşturulmamalıdır. Olacaksa olsun, yüksek mahkeme halk tarafından seçilmelidir. Seçilsin, ondan sonra gelsin, halktan meşrûiyet istesin. Çünkü demokrasilerde meşrûiyetin adı millet iradesidir. Anayasa Mahkemesi’nin bugün tek başına anayasadan aldığı meşrûiyet Anayasa Mahkemesi için yeterli değildir. Atanmışların sadece anayasadan aldıkları yetkiyle meşrûiyet alanı ifade etmeleri yeterli değildir. Demokrasilerde meşrûiyet ancak sandık üzerinden ortaya çıkar. Atanmışların, anayasadan, kanundan aldıkları yetkiyle tek başına kendilerini meşrû bir milletin egemenlik hakkına mütecaviz olmaları kabullenilebilir bir şey değildir. Bu, hukuk normlarına da aykırıdır.”

Başkaları söylese bir şey demeyiz, ama milletvekili böyle söyleyince ders vermek gerekiyor. 

Aşağıdaki cümleler, hukukçu olmayanlar için yazdığımız “Hukukun Temel Kavramları” isimli kitabımızdan:

Anayasanın üstünlüğü ilkesi, yapılan diğer kanunların anayasaya aykırı olamayacağı mânâsına gelir. O hâlde böyle olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Bu denetim ülkemizde, yetkililerin açabileceği dâvâlar üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından gerçekleştirilmektedir.

Kanunlar, Kanun Hükmünde Kararnameler, TBMM iç tüzüğü veya bunların bazı maddelerinin, kabul edilme şekli ya da içerdiği kurallar bakımından anayasaya aykırı olduğu iddia ediliyorsa iptal dâvâsı açılır. 

Anayasa Mahkemesinin Meclis karşısındaki konumu şudur: Anayasa Mahkemesi, açılan bir dâvâ üzerine bir kanunu anayasaya aykırı bulmuşsa iptal eder. Bu iptal kararı Meclis’i bağlar. Meclis, iptal edilen hükmü yeniden aynı biçimde yürürlüğe koyamaz.

Ancak bu durum, Anayasa Mahkemesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de üzerinde bir güce sahip olduğu mânâsına gelmemektedir. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla sadece, Meclis’i, yürürlükte tuttuğu iki kanundan birinin (yeni kanunun) diğerine (anayasaya) uymadığı konusunda ikaz etmiş ve bu yeni kanunu iptal ederek tedbir almış olur. 

Meclis için iki yol vardır: Meclis ya kanunu mevcut anayasaya uygun olarak yeniden yapacaktır ya da gerekli çoğunluğu elde etmek suretiyle anayasayı değiştirecek ve bu engeli kaldırdıktan sonra, kanunu ilk istediği gibi yeniden çıkaracaktır.

O hâlde Anayasa Mahkemesi, Meclis’in kanun yapmaya yetkili küçük (vasıfsız) çoğunluğunun üzerinde; ancak anayasa yapmaya ve değiştirmeye yetkili büyük (vasıflı) çoğunluğunun altındadır. Nitekim “Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı” anayasal kuralı gereğince, Meclisin, anayasayı değiştirmek suretiyle Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini daraltmaya ya da tamamen kaldırmaya dahi yetkisi vardır.

Anayasa Mahkemesi’nin bulunmadığı devletlerde, kanunların ve anayasanın içinde yer aldığı hukuk sisteminin uyum içinde çalışmasını sağlayacak ve bu amaçla kanunları denetleyecek bir başka mekanizmaya ihtiyaç duyulacaktır. Meselâ; halkın temsilcilerinin oluşturduğu Millet Meclisi’nin yanında, devlet sistemini ve hukuku bilenlerden oluşan bir senatonun da bulunduğu çift meclis sistemi gibi. Nitekim 1961 Anayasası’nda hem çift meclis sistemine hem de Anayasa yargısına yer verilmişti.

 

uzunsag
Ahmet Battal

Prof. Dr. Ahmet Battal

Sitemizdeki yazıları

Bu dile alışmayın, alıştırmayın

Diyanet, vakıflar ve cemaatler

Siyasal “İslâm” değil, siyasal “İslâmcılık”

Bilmeden yardım ve yataklık

Millî yargıya itimat meselesi

Milletvekiline dersler (2)

Milletvekiline dersler

Tepki Meclisinden Millet Meclisine

Ordinaryüslük geri gelsin...

Valinin idaresinde ve hâkimin hükmünde adalet

Kur’ân’da da suç ve ceza şahsî midir?

Bir Öcalan tasviri

Okulda mescit dilekçesi ve gerekçesi

Noter de noteder

Adliyedeki adaletsizlikler

Sosyolojik yargılamalar

Cinsiyetten Doğan Haklar ve Yükümlülükler

Mülkiyet, Hürriyet, şahsiyet ve Bunların Mutlak'a Nisbeti

Hukuki Yolun Yolsuzluğa Alet Edilmesine Örnek: Sorumluluktan Kaçmak İçin Sermaye Şirketi Kurmayı Tercih Etmek

Anketli seçim sistemi

Demokratlığın ve sivilliğin doğru tarifi

Ceza ve infaz sistemleri

Jüri ve adalet

Açılım ötesi sözler

Karar, devleti böldü