Kanaatimce..

Anasayfa Fıkralar Öyküler
Millî yargıya itimat meselesi

 

Millî yargıya itimat meselesi

 

Ahmet BATTAL

 

Yeniasya Gazetesi - 11.04.2016

 

Millî kavramının mânâsı ve sınırları hakkında ne yazılsa az gelir.

Alternatifleri yardımcı olabilir: 

Milletler arası ve milletler üstü.

Millî irade kavramının mânâ sığlığı ve hatta mânâsızlığı hakkında da ne yazılsa yetmez.

Demokrasilerde millî irade çoğunluk iradesi midir yoksa herhangi bir konudaki azınlığın iradesi de millî irade midir?

Elbette, eğer gerçekten şeffaf demokrasi gözlüğü ile bakarsak, millî irade, çoğunluğun iradesi kadar azınlığın iradesini de ifade eder. Zira azınlık da milletin bir parçasıdır ve o da irade ortaya koyar.

Daha da önemlisi, asıl demokrasi, azınlığın hakkını en az çoğunluğun iradesi ve hakkı kadar nazara alan rejimdir.

Millî yargıya gelince…

Kanun suretinde görünen ve Meclisten tecelli eden millî iradeyi uygulayarak adalet dağıtan yargı millî yargıdır.

Dolayısıyla millî iradeye değer veren, elbette millî yargıya da değer vermeli, millî yargının kararını da baş göz üstüne almalıdır.

Peki ya millî yargının herhangi bir konuda yanlış karar verdiğine inanıyorsak?

Sineye mi çekeceğiz yoksa kararı düzeltmek için üstüne mi gideceğiz?

Elbette bütün gücümüzle ve imkânımızla üstüne gideceğiz. (Adlî hatanın düzeltilmesi meselesi Amerikan filmlerinde çok işlenen bir konudur.)

Aynen, yanlış olduğuna inandığımız bir kanunun değişmesi için gayret ettiğimiz gibi.

Kanunlar açısından nasıl ki “uluslar arası toplum” denilen bir üst otorite devreye girebiliyorsa…

Mahkeme kararları açısından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve benzeri milletler üstü yargı makamlarını yardıma çağıracağız.

Birileri bize “sen millî yargıya ihanet ediyorsun” diyecek.

Biz de onlara “siz de değer verdiğiniz ya da değer vermiş gibi yaptığınız Turgut Özal’ın fikrine ve icraatına ihanet ediyorsun” diyeceğiz. (Umarız bu cevabı duyunca susacaklar).

Gerçekten Türkiye 1987’de Özal’ın girişimiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru yolunu açtı ve ardından 1989’da da Mahkemenin yargı yetkisini kabul etti.

Böylece “ancak ve sadece millî yargıya güven, gerisini ise asla merak etme sen!” milliyetçiliği bitti.

Derken son zamanlarda yeniden geriye geldik. Millî irade sakızı millî yargı çirkefine dönüşüyor.

Yakında birileri “sadece millî yargıya güvenebiliriz, AİHM bizim düşmanımız” derse –ki ucundan kıyısından başladılar bile- onlara şunu sorun:

“Hani demokrasimizi ileri götürüyordunuz? Sizin ileriniz, herkesin ve hatta Özal’ın bile gerisinde! Sevsinler demokratlığınızı…”

 

uzunsag
Ahmet Battal

Prof. Dr. Ahmet Battal

Sitemizdeki yazıları

Bu dile alışmayın, alıştırmayın

Diyanet, vakıflar ve cemaatler

Siyasal “İslâm” değil, siyasal “İslâmcılık”

Bilmeden yardım ve yataklık

Millî yargıya itimat meselesi

Milletvekiline dersler (2)

Milletvekiline dersler

Tepki Meclisinden Millet Meclisine

Ordinaryüslük geri gelsin...

Valinin idaresinde ve hâkimin hükmünde adalet

Kur’ân’da da suç ve ceza şahsî midir?

Bir Öcalan tasviri

Okulda mescit dilekçesi ve gerekçesi

Noter de noteder

Adliyedeki adaletsizlikler

Sosyolojik yargılamalar

Cinsiyetten Doğan Haklar ve Yükümlülükler

Mülkiyet, Hürriyet, şahsiyet ve Bunların Mutlak'a Nisbeti

Hukuki Yolun Yolsuzluğa Alet Edilmesine Örnek: Sorumluluktan Kaçmak İçin Sermaye Şirketi Kurmayı Tercih Etmek

Anketli seçim sistemi

Demokratlığın ve sivilliğin doğru tarifi

Ceza ve infaz sistemleri

Jüri ve adalet

Açılım ötesi sözler

Karar, devleti böldü