Kanaatimce..

Anasayfa Yazılar Şiirler Öyküler
Neden anlaşamiyoruz

 

Neden anlaş(a)mıyoruz?

Yasemin Yaşar

22.01.2017 - Yeni Asya Gazetesi

Fizikî bir rahatsızlığımız olmadığı halde, üstelik sağlıklı beyinlere sahip olduğumuz halde neden aynı kelâmdan, aynı cümleden, aynı satırdan taban tabana zıt anlamlar çıkarıyoruz? Üstelik çok da konuşuyoruz, ama yine de anlaşamıyoruz. Acaba toplum olarak “afazi” hastalığına mı tutulduk?

Evet, günlük yaşantımızı, iletişimimizi etkileyen toplumsal bir hastalığa tutulmuş durumdayız. Aynı kelimeler, dinleyenler adedince farklı anlamlar yüklenerek algılanmakta bu da ciddî anlamda iletişimi engellemektedir.

Bazen en basit konular, en basit terimler bile kavga, hatta cinayet sebebi olabilmektedir. Söylenenleri söylendiği biçimde anlayamamak aslında tam bir zihnî hastalık haline gelmiş durumdadır.

Bu durumun sebebi elbette pek çok şey olabilir. Fakat benim tesbitime göre bu sebeplerden birisi de, toplum olarak geçirdiğimiz hızlı değişim ve bu değişime ruhen, manen, hazır olamadan ayak uydurmak durumunda kalmamız, ahlâkî algılar ve değerlerdeki bozulmalar toplum olarak anlaşamayan, birbirini dinlemeyen, dinlese de sadece kendi zihnindeki doğrularla değerlendiren bir yapıyı ortaya çıkarmıştır.

Sosyolojik olarak bakıldığında ise birbirimize güven duygumuzun kaybolması, birbirimizden emin olamamak durumu, muhatabımızın cümlelerini dinlerken acabalarla, neden ve nasıllarla dinlememize sebep olmaktadır.

Kötülüklerin görünür hale gelmesi, batılın, yanlışın güzelce tasvir edilmesi ve medyanın, sonucu zumlayıp, süreci ve tedaviyi hiç gündeme getirmemesi, sosyal hastalıkları arttırmış ve toplumun güven duygusunu sarsmıştır. Böyle olunca da insanlar birbirinden emin olamadıkları gibi birbirlerinin söz ve davranışlarını yanlış anlamaya müsait hale gelmiştir.

Anlaşamamamızın bir başka sebebi ise psikolojik, manevî, ruhî altyapılardaki bozulmadır. Bu bozulma önce ahlâkî algılarımızı, sonra da bakış açımızın ayarını bozmuştur. Zira herkes kendi aynasının müşahedatına göre âleme bakar. İç âleminde çirkinlik olan kişiler, hadiselere de, insanlara da çirkin bakar. İşte bu durumdandır ki karşımızdaki insanın niyetini okuma girişimleri ve kirli bakış açısı dolayısıyla, en samimî cümlelere dahi farklı anlamlar yüklenmekte yanlış anlaşılmaktadır. Bu da iletişim kuramayan, yanlış anlayan ve yanlış anladığı için de her an öfke patlamalarına, kavgaya, inatlaşmaya hazır bir ruh halini netice vermektedir.

Özsaygısını, görünür şeylere, anlık günü kurtarmaya dönük, fani ve geçici şeyler üzerine bina etmeye çalışmak, toplum olarak bizi daha enaniyetli, daha sığ, daha basit, daha alıngan bir hale getirmiştir. Bu yüzdendir ki insanı geliştiren erdemlerden olan nasihat etmek ve dinlemek, kusurunu söylemek şöyle dursun gözünün üstünde kaşın var demeden ima etmek bile muhatabı öfkelendirmekte, kavga sebebi olmakta ve iletişimi kesebilmektedir.

Hasılı, anlaşamamanın elbette bir anlamayan bir de anlatamayan boyutu vardır. Fakat ne olursa olsun kalpleri bir ve beraber olanlar ayrı dilden de konuşsalar anlaşabilir. Kalbî beraberlikler yoksa da aynı dili konuşsanız bile anlaşamazsınız.