Kanaatimce..

Anasayfa Fıkralar Öyküler
Biyanbalıçının Sesini Hetirlimisiz?

Biyanbalıçının Sesini Hetirlimisiz?

Edibe (KÂHYA) AYDIN

Emekli Öğretmen

 

14.06.2021

Ben deyem ki; artıh balkonda yatmağa başladıyız.

Ben uşahken bizim balkonumuz yohtı. Tahtımız vardı. Kindi ohındıhtan soyra dama örti çıhadırdıh. Tahtın etrafına çığ çekerdih. Beyaz çarşaf çekerdih. Tahtın yanına bi sıtıl su getirirdih. Yıldızlara Baharken sırsır sesleri bize nenni kimin gelirdi. Bazen yaşlı komşunun öksürüğünü, bazen karısına küfreden adamın sesini yedi mehle eşidirdi. Kefimiz paşada yohtı. Sebeh Güneş doğmadan uyanır , damdan enerdih. Öle sıcağı gelmeden nehit heyadı yahardıh. (Beyaz mermer taşlarından yapılan evlerin avlusu bu iklimin şartlarına göre yapılmıştır. Daha sonra bu taşların üstüne siyah çimento dökülüp, hem mimari özellik bozulmuş, hem de serin taşlar yerine güneşte ateş gibi ısınan çimento heyatlar olmuştur.) Öle sıcağında bi uşah çimentoya bastı mı : Aneyyy ! der ,ayağı bakbako kabar tökerdi. Gözlerinden bulgur kimin yaş tökilirdi. Temmuz ayında Sebeh namazında kahdıysa bi luhma iş yaparsan. Yohsa hezvel ataşı kimin sıcahta yerimağa mecali kalmaz. Öle sıcağında zannedersen hamamın hazna önünde otırisan. Eliye bi kese alırsan fitil kimin kir çıhardı. Tükendekiler marhamasını buzlu suya batırır, tepesine koyardı. Mahrama beş dakikada kururdu.İşinden eve gelen herkesin elinde iple bağlanmış buz olırdı. Buz parçalanır su kokasına koyulurdu. Küp suyunu gündüz evde olanlar içerdi. Küpün üstüne haşa sarılır. Kurudukça su dökülür. Suyun soğuk kalması sağlanırdı.

Evdekiler kuyudan su çeker asbabın üstünden su tökerdi. “Çömçe gelin” kimin ıslanan asbaplar yarım saat soyra kirbit kimin kururdu. Evin böyikleri zerzembiye gider, bi çul parçası ya da hesirin üstünde yatardı. Evin en serin yeri zerzembe olırdı. Evde iş yapanların kulıncından ter ahardı.Eyvanın takasını açarsak biluhma yel eserse” uy eliye kolıya kurban olayım” der , Allah’ a şükrederdıh.Uşahlar zuvahtan gelince, zannederdi ki Karakoyun’ da çimmişler. Eve mısafir geldi mi, evin genç Kızı ya da gelini ohlavıya namazlıh ya da çarşaf sarar, evin ortasında bir sağa bir sola fır fır döner, mısafırları serinletirdi. Mısafırlara; buzlu ayran, limonata, vişne şurubu, koruh şurubu ya da biyambalı ikram ederdih. Karpuzu kovaya koyar kuyuya sallardıh. Kuyudan çıhan karpuz buz kimin olırdı.Dört tekerlekli mavi boyalı” eskimo” arabası parke taşları ile döşenmiş yollarda takır Tukur yol alırken, "Eskimoooo !" Sesleri sokaklarda duyulur duyulmaz çocuklar sokağa fırlardı. Sarı , kırmızı, pembe Eskimoları ellerine alır, terle karışık bir lezzetle yerlerdi.Biyambalıçı, çinindeki bıyambalıyı satmak üçün “ ürek savıdıy, böbrek doktoru, kan yapıy” sözlerini söyleyip kalabalık yerlerde dolaşırdı. Biyambalıçının, elindeki metal tabaklarla çıkardığı sesler halen kulaklarımdadır. Ben unutmadığım bir Urfa yazında yaşananları hatırladım. Bilmem siz bunları hatırlıyor musunuz?

Edibe Kahya