Kanaatimce...

Anasayfa Fıkralar Öyküler
Veli Sırım

En Büyük Depreme Hazırlık

Doç. Dr. Veli SIRIM

 

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

İktisat Tarihi Anabilim Dalı

(Marmara Ereğlisi MYO Müdürü)

 

29.05.2022

Türkiye’nin en önde gelen deprem uzmanlarından olan Oğuz Gündoğan geçtiğimiz günlerde vefat etti. Haberlerde bu vefat haberini okuyunca, her ölüm vakıasında olduğu gibi derinden bir sızı hissettim. Neticede hepimiz ölümlüyüz. Ölüm kaçınılmaz olsa da, insan kendine, kendisiyle alakalı olanlara bir türlü dokunduramıyor.

Oğuz Gündoğan’ın vefatı zihnimde değişik düşüncelerin deveran etmesine de sebep oldu. Önce, Türkiye’nin doğusunda-batısında, güneyinde-kuzeyinde, hele İstanbul ve çevresinde hafiften bir sarsıntı olduğunda ekranlarda görmeye alıştığımız isim ve simalardan biriydi Oğuz Gündoğan. Bir deprem uzmanı olarak kendine yöneltilen ilk sorulardan biri de hep bu depremin beklenen büyük İstanbul depremine muhtemel etkisi sorulur, o da her defasında benzer ifadeler ve tespitlerde bulunur, yetkililerin bu konuda gerekli önlemleri alması gerektiğine dair tespitlerle de sözlerini tamamlardı.

Oğuz Gündoğan artık dünya hayatına veda edip, aramızdan ayrıldı. Belki yerini yeni uzmanlar alacaklar. Belki aynı cümle ve yorumları onlardan duyacağız. Ömrümüz oldukça. Ama o, ne zamandır haber verdiği, uyardığı büyük depreme bizzat şahid olmayacak.

Bu vefat hadisesinin zihnimde en son çağrıştırdığı düşünce ise daha farklı bir depreme dairdi. Ama o deprem bildiğimiz, duyduğumuz, yaşadığımız bir deprem değil. Hatta insanlık tarihi boyunca benzeri yaşanmış değil.

O büyük depremin şiddetini, seviyesini ölçebilmek, ifade edebilmek de mümkün değil.

O büyük depremi haber veren bizzat bu dünyanın, içinde bulunduğumuz güneş sisteminin, o sistemin de içinde bulunduğu kâinatın Yaratıcısı, Sahibi, Maliki, Hakimi olan Allah.

Rabbimizden bize gelen, bir hidayet kaynağı, bir uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderilen rehberimiz Kur’ân, tıpkı deprem uzmanlarının yaptığı gibi her fırsatta kaçınılmaz son olan kıyamet depreminden bahseder. Hatta öyle ifadelerle o büyük, hattâ en büyük deprem anlatılır ki, neredeyse tüm detaylar verilir. Depremin sarsıntısından, o esnada çıkacak korkunç, yıkıcı, dehşete düşürücü ve öldürücü sese, canlı-cansız tüm varlıkların içinde bulunacakları hallere kadar.

“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet zelzelesi (sarsıntısı) çok büyük bir şeydir” (Hâc Suresi, 1).

“Güneş dürüldüğü zaman. Yıldızlar kararıp döküldüğü zaman. Dağlar yürütüldüğü zaman. Gebe develer başıboş kaldığı (en değerli mallar terk edildiği) zaman. Vahşi hayvanlar korkudan bir araya toplandığı zaman. Denizler, tutuşturulduğu zaman…” (Tekvîr Sûresi, 1-6).

“Gök yarılıp parçalandığı zaman. Yıldızlar dökülüp etrafa saçıldığı zaman. Denizler fışkırtılıp birbirine katıldığı zaman. Denizler fışkırtılıp birbirine katıldığı zaman” (İnfitâr Suresi, 1-4).

“Yer o müthiş depremiyle sarsıldığı zaman. Ve yer bağrındaki ağırlıkları çıkardığı zaman. Ve insan “Ne oluyor buna?” dediği zaman”(Zilzâl Suresi, 1-3).

“O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek” (Müzzemmil Sûresi. 14).

“O gün sarsacak olan, çok dehşetli bir şekilde sarsar” (Nâziât Sûresi, 6).

“Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman” (Fecr Sûresi, 21). “Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olduğunda, toz olup uçuştuğunda…” (Vâkıa Sûresi, 4-7).

“Yer ve dağlar kaldırılıp tek bir darbeyle parçalandığında. İşte o gün olan olmuştur (kıyamet kopmuştur) (Hâkka Sûresi, 14). “Ve dağlar bir yürüyüşle yürür” (Tûr Suresi, 10). “Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur” (Nebe Suresi, 20).

“O gün dağları yürütürüz; yeri ise dümdüz görürsün. Hiçbirini eksik bırakmadan onları huzurumuzda toplarız” (Kehf Sûresi, 47).

“Sana dağları soruyorlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak. Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak. Öyle ki, onda ne bir eğim görürsün, ne bir yükseklik” (TâHâ Sûresi, 105-107).

“O gün herkesin kendisine yetecek bir derdi vardır” (Abese Suresi, 37).

Kur’ân-ı Kerîm’de yüce Rabbimiz bize muhtemel değil, kat’î ve kaçınılmaz bir depremden, benzersiz bir zelzeleden, bu fani alemin zeval bulacağı kaçınılmaz bir sondan haber veriyor. Bu acı sondan tüm insanlığı kurtaracak, ebedî kurtuluşa ulaştıracak çareleri, çözüm yollarını gösteriyor.

Ancak günümüz deprem uzmanlarının uyarılarıyla Kur’ân’ın büyük zelzeleye karşı yaptığı uyarıları arasında çok önemli ve belirgin bir fark var:

Deprem uzmanları deprem öncesi dünyevî mekanların sağlamlaştırılmasına yönelik tavsiyelerde bulunuyorlar. Buna karşılık Kur’ân-ı Kerim’de Rabbimiz, insanlığı bekleyen en büyük deprem sonrası ebedî olarak yaşayacağımız mekânımızı sağlamlaştırmamızı, ahretimizi kurtarmamızı istiyor.

 

Veli Sırım
Veli Sırım