
Padişah adakta bulunmuş bir gün.
"Eğer benim bu işim olursa zahitlere para dağıtacağım!" demiş.
Dileği tutmuş padişahın, isteği yerine gelmiş.
Bir kese altını aldığı gibi, adamlarından birine vermiş.
"Git bu paraları zahitlere dağıt!" diye emretmiş.
Köle kurnaz ve muzip!
Koca şehri bütün gün dolaşmış.
Parayı dağıtacak kimse bulamamış.
Geceleyin saraya geri dönmüş, gelmiş.
Altın dolu keseyi öperek padişahın önüne koymuş.
"Buyurduğunuz adamları bulamadım padişahım!" demiş.
Padişah şaşırmış:
"Nasıl olur? Ben bu şehirde böyle en az dört yüz zahid tanırım."
Kurnaz ve akıllı köle:
"Padişahım! Hakikî zahid para almıyor.
"Alanlara da hakikî zahid diyemeyiz!" demiş.
Padişah gülmeye başlamış ve adamlarına demiş ki:
"Ben kendini Allah'a ibadete vermiş, dünyaya küsmüş zahitleri ne kadar seversem, benim bu yaramaz kölem de onlara o kadar düşmandır. Yalnız kölemin sözlerine ne denir? Doğrusu kölem haklıdır!"
(Gülistan'dan)