Kanaatimce..

Anasayfa Yazılar Şiirler Öyküler


Bediüzzaman'da Kur'an okuyan çocuk kimdir?

Edibe (KÂHYA) AYDIN

Emekli Öğretmen

20.03.2019

Güneydoğu Anadolu’nun sıcak iklimi ile yoğrulmuş, sıcak kanlı insanların yaşadığı Şanlıurfa’nın merkezi okullarından Vatan ilkokulu’nda öğretmendim. Yıl 1972 öğretmenliğimin beşinci yılındaydım.Büyük bir heyecanla öğrencilerimi en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyordum. Onları hayata hazırlanırken, sadece ders başarısının yeterli olmadığına inanan bir öğretmendim.Bu nedenle öğrencilerimin sosyal olarak da toplumla bütünleşmesi için, okul dışı faaliyetleri ile de ilgileniyordum. Gezilere gidiyor, futbol maçları yaptırıyordum.Çünkü sadece bilgi öğretmekle öğretmenin görevini tam yaptığını düşünmüyordum.Bir gün okuldaki görevim bitmiş, eve dönüyordum. Birden ! Sarayönü Caddesi üzerindeki dükkanlardan birinin camında yazılı olan; TOPLU SÜNNET KAYITLARI YAPILIR yazısını okudum. Hemen dükkandan içeri girdim. Gerekli bilgileri aldım. Bu fırsattan yararlanıp sünnet olmayan Öğrencilerimin sünnet olmasını sağlamak için çalışmalara başladım. Mehmet adında; esmer gözleri ışıl ışıl akıllı bir öğrencim vardı. Anne babası okuma yazma bilmiyordu.Mehmet’ in yoksul bir ailenin çocuğu olduğunu biliyordum.Penceresiz mağara görünümünde bir evde yaşıyorlardı.Mehmet’ in ailesi ile görüşüp Mehmet’in sünneti için gerekli bütün işlemleri tamamladım.Belgeleri verince, bana bir sünnet şapkası bir de bir sünnet elbisesi verdiler. Paketi alıp eve geldim. Annem elimdeki paketi görünce konuyu anlattım.Annem paketi açtı. “Sünnet bir şapka bir elbise ile olmaz” dedi. Çok iyi bir kalpli ve yardım etmeyi seven annem:

“Bu kıyafet eksik” dedi. Mehmet için: Pijama, terlik, çamaşır aldı. Ertesi gün ben de ayakkabı ve çorabını aldım. Mehmet’in sevincine diyecek yoktu. Mehmet sünnet oldu. Mehmet’i evinde ziyarette annemle gittik.Beklemedikleri bu misafiri görünce çok şaşırdılar. O anda yatakta yatan Mehmet’in ve ailesinin sevincini ömür boyu unutamam! Mehmet, öğretmeninin bu ziyaretini belki de hayatının en güzel anısı olarak unutmayacaktır. Bu kez 1975 yılının Temmuz ayıydı. Bir yıl önce, genç yaşta ölen annemin mevlidi için İstanbul’ dan Urfa’ ya gelmiştim. Hava çok sıcak olmadan sabah namazından sonra ,annemin kabrini ziyaret etmek için, Bediüzzaman’a gitmeye karar verdim. Mezarlığın yol kenarından çıkan merdivenlerin hemen bitiminde annemin mezarı vardı. Üzüntü içinde için titreyerek merdivenlere adım attım.Üçüncü basamakta birden durdum! Annemin mezarı başında oturup Kur’an-ı Kerim den “yasin” suresini okuyan bir çocuk sesiyle yerimde donup kaldım! Soluk almadan okumayı dinledim. Kalbim Üzüntü ve heyecanın verdiği duyguyla hızlı hızlı çarpıyordu. Bu çocuk kimdi? Bu kadar erken saatte burada ne işi vardı? Bu sorulara cevap ararken, çocuk okumasını bitirdi. Geriye dönünce çok şaşırdım! Bu çocuk, benim iki yıl önce mezun ettiğim öğrencim Mehmet’ ten başkası değildi.Mehmet’ i gözyaşları ile kucakladım.Mehmet; İmam Hatip orta ikinci sınıfa gidiyordu. Okul harçlığını çıkarmak için, mezarlıkta arzu edenlere mezarı başında, Kur’an okuyordu.Verilen ufak tefek bağışlarla ailesine yük olmadan eğitimine devam ediyordu.Mehmet, beni görünce çok şaşırdı! Çünkü, ben iki yıl önce Urfa’ dan İstanbul’ a atanmıştım. Benim Urfa’ ya geldiğimden de haberi yoktu. Hele böyle erken bir saatte mezarlıkta olacağımı asla tahmin edemezdi. Mehmet; benim kafamdaki soruları tahmin edercesine konuşmaya başladı.

”Öğretmenim, buradan geçerken mezar taşında sizin annenizin adını soyadını okuyunca oturup okumaya karar verdim.” dedi. Çünkü ben onlara; insanları sevmeyi ve karşılık beklemeden yardım etmeyi, her zaman bir görev olarak bilmelerini istemiştim. İşte, şimdi Mehmet’ten duyduklarım bana bunu hatırlattı.

“Öğretmenim siz bana o kadar çok emek verdiniz ki; bunu unutmadım.Annenizin aldığı kıyafetler en yeni elbiselerim olmuştu. Burada da sizin emeklerinizin karşılığı olmasa da annenize Kur’ an okuyarak size teşekkür etmek istedim.” diyerek beni çok duygulandırdı. Benim İstanbul’dan Urfa'ya geldiğimden haberi olmayan öğrencimin, mezarlıktaki tesadüfi ve olağan dışı davranışı, anılarım içinde unutamadıklarımdan birisidir. Çünkü yaptığınız manevi iyiliklerin karşılığını manevi olarak görürsünüz.Ben de manevi bir görev olarak düşündüğüm öğretmenlik mesleğinin, mükafatlarını da manevi olarak göreceğimi bilerek o duygularla yaşamaya çalışıyorum.

 

 Edibe Kahya